DOLAR 43,2033 0.03%
EURO 50,4567 0.19%
ALTIN 6.379,55-0,78
BITCOIN 41554991.10008%
İstanbul

PARÇALI AZ BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Modern Zamanların En Büyük Gizemi: MH370 ve O Karanlık Gece

Modern Zamanların En Büyük Gizemi: MH370 ve O Karanlık Gece

ABONE OL
Ocak 14, 2026 13:40
Modern Zamanların En Büyük Gizemi: MH370 ve O Karanlık Gece
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün, bloğumda ne zaman bahsetsem içimde tuhaf bir ürperti hissettiğim, teknolojinin bu denli geliştiği bir çağda “imkansız” dediğimiz bir olayı masaya yatıracağız. Tarihler 8 Mart 2014’ü gösterdiğinde, dünya havacılık tarihinin en büyük bilmecesiyle yüzleşti. Bir uçak, içindeki 239 canla birlikte, arkasında tek bir “imdat” çağrısı bile bırakmadan, dijital dünyanın gözetimi altında adeta buharlaştı.

Evet, Malaysia Airlines’ın 370 sefer sayılı uçuşundan (MH370) bahsediyorum. Aradan yıllar geçti. Teoriler üretildi, milyonlarca dolar harcanarak okyanus tabanları tarandı, kitaplar yazıldı, belgeseller çekildi. Ama elimizde hala koca bir “Neden?” ve “Nerede?” sorusu var. Gelin, o geceye geri dönelim ve bu sır perdesini, bilinen gerçekler ve cevapsız sorular ışığında birlikte aralamaya çalışalım.

O Gece Aslında Ne Oldu?

Her şey Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı’nda, sıradan bir gece yarısı operasyonuyla başladı. Boeing 777-200ER tipi uçak, Pekin’e gitmek üzere havalanmaya hazırlanıyordu. Boeing 777, havacılık dünyasında güvenilirliğiyle, sağlamlığıyla bilinen bir “tank” gibidir. Gökyüzünün en güvenli kuşlarından biri.

Kaptan pilot Zaharie Ahmad Shah ve yardımcı pilot Fariq Abdul Hamid kokpitteydi. Arkada ise farklı milletlerden, farklı hayallere sahip 227 yolcu ve 12 mürettebat vardı. Kimi tatile gidiyordu, kimi iş gezisine, kimi ailesine kavuşmaya. Uçak yerel saatle 00:41’de sorunsuz bir şekilde havalandı.

Uçuşun ilk 40 dakikası o kadar normaldi ki, sonrasında yaşanacakları tahmin etmek imkansızdı. Uçak, Malezya hava sahasından çıkıp Vietnam hava sahasına girmek üzereyken, hava trafik kontrolörü “İyi geceler, Malezya 370” dedi. Kokpitten gelen cevap netti: “İyi geceler, Malezya 370.”

Bu, uçaktan duyulan son insan sesiydi.

Bu cümleden sadece dakikalar sonra, uçağın konumunu ve kimliğini bildiren transponder (verici) cihazı kapatıldı. Uçak, radar ekranlarından bir anda silindi. Ama sivil radarlardan silinmesi, uçağın düştüğü anlamına gelmiyordu. Askeri radarlar, o gece gökyüzünde çok tuhaf bir şeyler olduğunu kaydetti. MH370, rotasında devam etmek yerine ani ve keskin bir dönüşle (neredeyse bir U dönüşü) batıya, Malezya Yarımadası’na doğru geri döndü.

mh370

Hayalet Uçuş: Nereye Gidiyorlardı?

İşin en tüyler ürpertici kısmı bence burası. Bir uçak kaza yapacaksa, genelde bu kalkışta veya inişte olur. Eğer havada bir patlama olursa, enkaz anında bulunur. Ama MH370, rotasından saptıktan sonra saatlerce uçmaya devam etti.

Transponder kapalıydı ama uçağın motorları, bakım verilerini uyduya otomatik olarak göndermeye devam ediyordu. “Handshake” (el sıkışma) denilen bu dijital sinyaller sayesinde, uçağın Malezya üzerinden geçip Andaman Denizi’ne, oradan da dünyanın en ıssız, en karanlık noktasına; Hint Okyanusu’nun güneyine doğru kıvrıldığını öğrendik.

Yakıtı bitene kadar, yaklaşık 7 saat boyunca okyanusun üzerinde uçtuğu düşünülüyor. Peki ama neden? Kokpitte kim vardı? Yolcular hayatta mıydı? Yoksa herkes bilincini kaybetmişti de uçak otopilotun kontrolünde, gecenin karanlığında bir “hayalet uçak” olarak mı süzülüyordu?

Teoriler: Kaza mı, Kasıt mı?

Bu olay hakkında o kadar çok teori var ki, bazen hangisinin daha korkutucu olduğuna karar veremiyorum. Gelin en güçlü ihtimalleri konuşalım.

1. Pilot İntiharı Teorisi:

Soruşturmanın en çok üzerinde durduğu, ancak resmi olarak asla %100 kanıtlanamayan teori bu. Kaptan Zaharie’nin evindeki uçuş simülatöründe, MH370’in izlediği rotaya ürkütücü derecede benzeyen bir rota çizdiği iddia edildi. Teoriye göre pilot, kabin basıncını düşürerek yolcuları ve mürettebatı oksijensiz bırakıp etkisiz hale getirdi (hipoksi), ardından uçağı saatlerce sürerek okyanusun en derin noktasına indirdi. Bu senaryo, uçağın neden iletişim sistemlerinin manuel olarak kapatıldığını açıklıyor. Ama Zaharie’yi tanıyanlar, onun hayat dolu ve profesyonel biri olduğunu söyleyerek bunu reddediyor.

2. Oksijen Kaybı / Yangın (Zombi Uçuş):

Bu teoriye göre uçakta ani bir yangın veya basınç kaybı yaşandı. Pilotlar geri dönüp en yakın havaalanına inmeye çalıştı ama duman veya oksijensizlik nedeniyle bilinçlerini kaybettiler. Uçak, otopilotta yakıt bitene kadar düz bir çizgide, sonsuzluğa doğru uçtu. Bu teori, “kötü niyet” aramayan, trajik bir kaza senaryosu. Ancak transponderın kapanması ve o keskin manevralar bu teoriyle tam örtüşmüyor.

3. Kaçırılma:

Uçağın elektronik sistemlerinin bu kadar profesyonelce kapatılması, işin içinde bir insan faktörü olduğunu gösteriyor. Ancak eğer uçak kaçırıldıysa, korsanlar neden hiçbir talepte bulunmadı? Neden uçağı bir yere indirmek yerine okyanusun ortasına sürdüler? İki İranlı yolcunun çalıntı pasaportla seyahat ettiği ortaya çıkınca gözler teröre çevrildi ama onların sadece Avrupa’ya iltica etmeye çalışan gençler olduğu anlaşıldı.

Samanlıkta İğne Aramak: Arama Çalışmaları

Okyanusun ne kadar büyük olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Güney Hint Okyanusu, dünyanın en hırçın, en derin ve en keşfedilmemiş sularına ev sahipliği yapar. Dalgaların apartman boyunda olduğu, fırtınaların hiç dinmediği bir yer.

MH370’i arama çalışmaları, insanlık tarihinin en pahalı ve en kapsamlı arama operasyonuydu. Avustralya öncülüğünde, Çin ve Malezya’nın desteğiyle 120.000 kilometrekarelik bir deniz tabanı tarandı. Sonuç? Hiçbir şey. Koca bir hiç.

Uçağın düştüğü düşünülen “7. Yay” bölgesi tarandı ama enkaz bulunamadı. Bu durum, komplo teorisyenlerinin ekmeğine yağ sürdü. “Uçak Diego Garcia üssüne mi indirildi?”, “Uzaylılar mı kaçırdı?”, “Karadelik mi yuttu?” gibi absürt iddialar bile konuşuldu.

Okyanusun Kıyıya Vurduğu Sırlar

Tam “Asla bulunamayacak” denildiği anda, okyanus bazı sırlarını geri vermeye başladı. Olaydan tam 16 ay sonra, Temmuz 2015’te, Afrika’nın doğusundaki Reunion Adası’nda bir uçak parçası karaya vurdu. Bu bir “flaperon”du (kanat parçası). Seri numaraları kontrol edildi ve evet, bu parça MH370’e aitti.

Bu keşif, uçağın denize düştüğünü kesinleştirdi. İlerleyen yıllarda Mozambik, Madagaskar, Mauritius ve Güney Afrika kıyılarında başka parçalar da bulundu. Bu parçalar, uçağın okyanusa büyük bir hızla çakıldığını ve parçalandığını gösteriyordu. Enkaz avcısı Blaine Gibson gibi gönüllülerin çabalarıyla bulunan bu parçalar, uçağın yok olmadığını, parçalandığını kanıtladı ama ana gövdenin (ve dolayısıyla kara kutuların) tam olarak nerede olduğu sorusunu çözmeye yetmedi.

Geride Kalanların Acısı

Teknik detaylar, koordinatlar, uydu verileri… Bunların hepsi bir yana, bu hikayenin en can yakıcı kısmı insan faktörü. 239 insan. 239 aile.

Bir yakınınızı kaybetmek zordur ama “yas tutamamak” daha zordur. Cenaze yok, mezar yok, ne olduğu belli değil. Aileler yıllardır telefonlarının çalmasını bekledi. Belki bir mucize olur, belki bir adaya inmişlerdir diye umut ettiler. Bazıları hükümetlerin bir şeyler sakladığına inandı, bazıları ise sadece gerçeği bilmek istedi. “Uçak düştü” demek kolay, ama “Neden ve nasıl?” sorusunun cevabı olmadan o defter kapanmıyor.

MH370 Bize Ne Öğretti?

Bu trajedi, havacılık dünyasını sonsuza dek değiştirdi. Artık uçakların konumu çok daha sık aralıklarla uydular üzerinden takip ediliyor. “Gerçek zamanlı küresel izleme” sistemleri zorunlu hale getiriliyor. MH370’in kaybolması, 21. yüzyılda koca bir uçağın nasıl iz bırakmadan yok olabildiğini sorgulattı ve sistemdeki açıkları yüzümüze vurdu.

Cevapsız Sorularla Yaşamak

Bugün, MH370 hala okyanusun derinliklerinde, karanlık bir mezarlıkta yatıyor. Kara kutuların bataryaları biteli yıllar oldu. Belki teknolojimiz ilerlediğinde, okyanus tabanını santim santim tarayabilen insansız araçlarımız olduğunda onu bulacağız. Belki de sonsuza kadar denizin bir sırrı olarak kalacak.

Ama kesin olan bir şey var: 8 Mart 2014 gecesi, dünya sadece bir uçağı değil, masumiyetini ve teknolojiye olan körü körüne güvenini de kaybetti. O uçaktaki 239 ruhun anısı, gökyüzüne her baktığımızda bize yaşamın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu ve bazı soruların cevaplarının, maalesef, dalgaların arasında kaybolup gidebileceğini hatırlatıyor.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce MH370’e o gece ne oldu? Yorumlarda teorilerinizi ve hislerinizi paylaşmayı unutmayın. Bazen konuşmak, unutmamak için en iyi yoldur.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, güvenli uçuşlar dilerim.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r